17 Ekim 2011 Pazartesi

1 yaş annesi

Oğlum için 17. ekimde yazmışım bu yazıyı.
doğumgününden tam 13 gün sonra. geç kalmışlık hissiyle ama bir türlü istediğim gibi havalı ve duygulu bir 1 yaş yazısı olmadı.
tekrar zerinden geçince olmadı başka yazayım dedim. OLMADI... tıkandım. hatta aylarca bu yüzden sessiz kaldım. Şimdi düşündüm de böyle olsun bir yaş yazısı çünkü blogumu özledim. varsın bu yazı böyle olsun. 2. yaş yazısı belki hayalimdeki gibi olur... ya da belki de olmaz. ben yazı yazmaya devam etmeliyim. anılar kaçmasın diye

o gün oğlumla gurulandım 1 yaşa basarken. ne de büyümüştü. kocamandı. iletişim kuruyordu. istedikleri ve istemedikleri vardı. sonra kendimle gurur duydum. ne güzeldi anne olmak bugünü görmek, ona doğumgünü partisi hazırlamak. o gün en mutlu bendim sanırım :))

aynen yayınlıyorum...


çok düşündüm bu yazıyı. formüle edemedim bir türlü.
ben de aklıma gelenleri yazayım belki sonra şekil alır dedim. yoksa zaman geçiyorrr hızlaa.

DOĞUM-1
12 saat sancı çek,başta kahkahalar atarken 11. saatte artık yorgunluk, merak tırmansın...
suyun geldiğinde belki normal doğum olur heyecanı bassın 6. saatte
her saat ağrılı kontroller olsun
ameliyathanede kolun bağlı doktoru bekle
yorgunluktan -5 derecede uyuya kal
sonra 7 kat kesilip yaklaşık 15 dakika cebelleşirken ağlama sesini duyup RAHATLA

onu tanımaya çalış- giderken- ya döndüğünde tanıyamazsam diye suratını ezberlemeye çalışırken bul kendini
45 dakika geri diksinler
odada yaklaşık 1 saat boyunca titre ve kendine gelmeye çalış
tansiyon 17 iken onu sakinleştirmek gerek
ve bir anda emmeye başladığındaki huzur ile RAHATLA...

hastanedeki her kontrolde kalbin hızla çarpsın
kan sayımı düşük çıktığında sütüm yaramıyor mu diye aklından geçsin
duymuyor dendiğinde kulaklarında bir uğultu olsun
ilk doktor kontrolünde, doktor; kilo almış, sağlığı yerinde kıvırdınız siz bu işi desin RAHATLA...

gaz sancılarını anlamadan önce duruma anlam verememe hali
gaz olduğunu anlamanın neden bu kadar uzun sürdü düşüncesi
her gün mü olacak paniği
3. ayın sonunda aaa gaz nerede diye düşünürken RAHATLA...

o uyurken gerçek değil mi rüya değil diye düşün
ağladığında halen için parçalansın
uyumak istediğinde aslında artık uyku saatlerinin başkasına bağlı olduğu gerçeği ile harekete başla
ağlamaktan yorgun düşüp hıçkırıklar ile uyurken nerede yanlış yapıyorum diye düşünürken uykusunda gülümsediğini gör ve RAHATLA...

gecenin bir yarısı ağladığında kabus san
gece o uyurken- bu sefer neden uyanmadı diye kuruntu yap
rüyanda bile emzir- hatta onu korumaya al
bazen gece hiç uyuyamamanın verdiği tahammülsüzlük ile başetmeye çabala
sabah seni gördüğünde her zamanki oyunu yapıp güldüğünde RAHATLA

yemek yemiyor diye canını sık
kilo almıyor diye değişik formüller yaratmaya çabala
tüm annelerden fikir alırken gece kafa karışılığı ve ne yapacağını bilememe endişesi ile uyuyama
ilk defa eline bir şey alıp iştahla yediğinde RAHATLA...

ilk hastalığını başta anlama
dercede 39.7 yi görünce panikle kendini bir odadan diğerine at
ayna karşısında kendini sakinleştirmeye çalış
ateşi düşmezken sadece seni istediğinde için acırken ateş düşüp ilk gülümsemede RAHATLA...



Halen acemi anne miyim? kesinlikle evet... acemilik annelikte bitmiyor. her yeni yaş, yeni gelişim dönemi annenin tekrar yeni duruma adapte olması demek.

Bir yaşında annenin en iyi öğretmeni kendi çocuğu. Uzman tarafım kitaplar okurken anne tarafım o kitapları atıp içimden geleni yapmak istiyor. Uzman tarafım her zaman doğru kalmaya çalışıp kasılırken,anne tarafım bırak anın keyfini çıkar ne olacak bir gün yemese, uyumasa diyor. Uzman tarafım bireyselleşmesi lazım derken anne tarafım en çok beni sevsin diyor. Uzman tarafımla anne tarafım arasında çelişkilerin ortasını bulmayı başardığımı sanıyorum 1 sene sonunda. DENGE diyorum ailelere hep, oğlum bana onu öğretmeye çalışıyor ben ise halen stajyerim yeni konularda DENGE nasıl olurki bu sefer diye düşünürken buluyorum kendimi.


BİR_İNCİ yaşın kutlu olsun canım oğlum iyi ki varsın.

17 Eylül 2011 Cumartesi

unutulmasın diye

Bu yazıyı yazarken saat gece 3... ben yazılarımı hep yatakta planlarım ve ertesi gün veya vakit olduğunda oönceki akşam planladıklarımın bir kısmını hatırlayıp yazarım. Bu sefer böyle olmasına izin vermeyeceğim. oturdum yazıyorum unutulmasın diye.

Sevgili Dünya,
sen ara ara bize kazık atıyorsun... o zamanlar düşünüyorum gerçekten karma varsa ben ne yaptım diye? kızıyorum haykırmak istiyorum , hatta bazen anlamın kalmadığını düşünüyorum. Bu hafta öyle bir geçti ki kendimi bir Brezilya dizisinin kaarmaşıklıında ve güvensizliğinde hissettim. bazen rahatladım, bazen kızdım, nazen hayal kırıklığı yaşadım, bazen endişe ettim... hepsi vardı.
Taa ki bu akşama kadar. her şey dağıldı ve tekrar mutluyum. bana hazırlladıklarınızdan sonra ufak b,r konuşma yaptım ama çok ufak oldu. tüh şunu da söyleseydim diye fikirler uçuşmaya başladı.

Sevgili Kocacım,
sen bu dünyada nadir bulunan sıcak, anlayışlı, tatlı, espirili, canlı, hayat dolu, çok yönlü bir insansın. benim gibi duygularını yoğun yaşayan bir insan için bulunmaz birisin. Bu güzel süprizle beni gerçekten ne kadar mutlu ettiğini tahmin bile edemezsin. seninle hayatımın tam yarısı kadar beraberim keşke düğer yarısında da olsaydın diye düşünüyorum. ama mutluyum ki artık seninle yazıyoruz kendi tarihimizi. hatta 2 kişilk bir aileden artık 3 kişilik sevgi dolu bir yuvaya adım attık. sevgili oğlumuz senin için ve bizi seçtiiğin için sana her akşam teşekkür ediyoruz. sen bizim neşe kaynağımızsın. senin sayende bir yandanolgunlaşırken bir yandan anne baba olmayı öğreniyoruz.

Keşke hayatımda yeri olan tüm ailem, dostlarım için tek tek birkaç cümle yazsam ( evet bir sonraki hedefim belli sanırım- evet hepiniz için tek tek yazacağım her gün 1 kişiye özel olacak sanırım henüz planlama aşamasında) ama bilin ki bana hazırladığınız bu özel gece bana bu yokuş yukarı tırmanmaya çalıştığım süreçte, ilaç gibi geldi. Sevgili ailem ve dostlarım sizin benim için söylediğiniz ve benim için yazdığınız tüm o içten ve güzel sözler aslında sizin kendinizin bendeki yansıması. hayatımda hepinizin rolü ayrı ve siz benimle olduğunuzda ben ben olabiliyorum.

hayatımın değerlileri her gün sizin için şükrettiğimi bilin. Sizi çok seviyorum. beni ben yaptığınız için teşekkür ederim.

Sevgiler,
Suzi

6 Eylül 2011 Salı

İy-ya (Tal 11 aylık)


İy-ya Dünya,

Ben bu ara konuşmaya başladım. İlk kelimelerim de-de, gel, ver, aç, iy-ya,nn-nnnee dıss ve kedü :) hoş hepsini her an demiyorum ama bazen ağzımdan çıkıveriyorlar. Bu ara hayatımda bir sürü yeni şeyler oldu.

1) Dişlerim giderek artıyor 3,5 tane dişim var :)
2) Artık tek elle tutunarak yürüyorum (tamam başta korkuyordum ama şimdi keyif alıyorum çok)
3) Annem sebze çorbasının yanına makarna veriyor. ellerimle ben kendim yiyorum allahhh çok keyifli..
4) Artık yabancıları görmekten pek hoşlanmıyorum- hemen anneme koşuyorum başlıyorum ağlamaya
5) Bu ara çok sesli koro gibiyim diyor annemler. Sabahları bülbül gibi konuşup, keyfim olmadığında biraz bağırıyorum
6)İlk hastalığımı oldum (virüsler beni de buldu oysa çok iyi saklandım sanıyordum)annem daha detaylı anlatackmış ilk hastalığımda o nasıl hissetti diye.
7) Bisikletimi çok ama çok seviyorum- bisikletle bahçede saatlerce gezebilirim.
8) Yemek istemedğim zaman kafamla hayır yapıyorum beni anlıyorlar (hoş bazen yine de yiyorum ama çoğunlukla bırakıyorlar yedirmeyi )
9) Artık kutuları boşalttığım gibi dolduruyorum da...
10) Odamda bir oyun köşesi yaptık her sabah annemle orada oynuyoruz- ben yine de oyuncaklardansa elektronik eşyalar ya da oyuncak olmayan her şeyle oynamayı daha çok seviyorum
11)Tatilde annem ve babam arasında yatmaya bayıldım- geceleri rüyamda kahkaha bile atmışım- keşke hep beraber yatsak (annem de söylüyor :) )
12) Merdivenleri kendi başıma tırmanıyorum niye telaş oluyorlar anlamıyorum? beşinci basamağa kendiliğimden çıkabildim iştee
13) Annem veya babam işe giderken bye bye yapmamı istiyorlar. Yapmadığıma üzülüyorlar ama ben de bye bye yapmıyorum ki gitmesinler. Gidince üzlüyorum biraz ağlıyorum. ama napalım diyorlar ki para kazanıp sana mama, oyuncak alacağız... >Tamam öyleyse olur...

Ben galiba artık bebeklikten çıkıp çocukluğa doğru ilerliyorum. Hatta bazı bebeklerin yanında büyük bile duruyorum. Annem babam zaman nasıl da geçiyor diyorlar. Ben memnunum büyümek zevkli...

Bu arada Annem ve babam ilk doğumgünüm için çok heyecanlılar- ben de öyle benim için özel bir partiii olacak- bir sürü hediye ve arkadaş olacak, pasta olacak daha ne isteyeyim...

Sevgiler,
Tal

2 Ağustos 2011 Salı

Hayalleri uzakta arama

Hamileyken aklınızda hep bazı görüntüler oluyor... bebeğinizi merak ediyorsunuz. Onunla ilgili hayalleriniz hep toz pembe... Beraber dışarı çıkmışsınız; pusetten etrafa gülücükler saçıyor, pazar sabah üç kişi yatakta keyif yapıyorsunuz... minik bebek babanın göğsünde gülümsüyor, yemek yedirirken kahkahalar atıyor.tatilde üçünüz sürekli berabersiniz... yiyor, uyuyor, denize giriyor , oyunlar oyunuyorsunuz...
Hayat öyle toz pembe değil.

- Dışarı özlellikle ilk 3 hafta çıkarken deli gibi ağlıyor...Hatta nerdeyse morarıp kaskatı kesielecek kadar çok ağlıyor. Çünkü yenilik, çünkü bilmiyor neden onu kat kat giydirdiğinizi, ana kucağına oturttuğunuzu, asansöre bindirdiğinizi, arabaya ana kucağını taktığınızı. Bir yandan siz arabada tedirgin "Acaba acıkır mı? kaç derece olsun mama, süt çekmiştim soğumasın ne yapayım, ya gaz olursa, en son kaçta emmişti, ya arabada susmazsa, üşür mü acaba, terler mi, gidince uyuyakalmışsa paltosunu çıkarayım mı ? gibi bin tane tilki kafanızda
Sonra bir bakıyorsunuz alışmışsınız dışarıya... Çıkarken artık bir haftalık tatile gidecek kadar eşya almıyorsunuz yanınıza. Ustalaşmışsınız, kimse yoksa bile ikiniz çıkıyorsunuz keyifle. Pusette gezerken tek bacağını dışarı atmış elinde emziği etrafı keşfediyor, kendi kendine konuşuyor, mırıldanıyor, gülüyor...

- Pazar sabahları genelde en erken siz kalıkıyorsunuz. yatağa alsanız da keyif yapamıyorsunuz ki. kuzucuk enerjik eğlenmek ister, acıkmıştır yemek ister... sizin keyfinizi bekleyecek değil....
Sonra bir bakıyorsunuz ki akşam yanınızda, ortanızda yatmış. uyanınca 15 dakika babasının kolunu okşayıp yine uyumuş. Uyurken size yaslanmış. Daha ne olabilir? Bütün gece uymasanız da, sabah 7'de de kalksanız keyif.

- Katı gıdaya geçiş anne için heyecan. Bebeğine güzel şeyler hazırlayacağının hayallerini kuruyor insan. Biz peyniri çok seviyoruz ya. Zannediyoruz ki o da sevecek. İşler öyle olmuyor. Kuzucuk yeni tada bir türlü alışmıyor. Artık mamadan da sıkıldı. Her yemek bir şölen şeklinde geçiyor. Sürekli bir yaratıcılık peşinde eğlence saatine dönmüş yemekler. Günde 3-4 kere ciddi spor yapıyor gibi hissediyorsunuz.
Sonra bir bakıyorsunuz ki bir gün eline yarım kayısı alıyor, ya da b,r dilim ekmek yavaş yavaş yiyor. Keyifli çünkü büyük yemeği yiyor. Çünkü büyük gibi yiyor. Su ise bardaktan ya da şişeden içilmeli. Hatta babanın birası en tatlısı. O şişe yalanmadan kalkılmıyor masadan...

Bebek beklerken hayal kurmamak imkansız... ama hayat akışında aslında küçük kuzunun birçok hayalinizi de gerçekleştirdiğini görmek lazım sahiden!

20 Haziran 2011 Pazartesi

Zaman geldi geçiyor...


Sevgili Dünya,

Annem feci yoğun. Bir türlü işleri bitmiyor. İşi yoğunlaştı. Bu iş dedikleri artarak giden bir şey sanırım hiç azalmıyor. Neyse ki iş saatleri biraz esnek sabah çıkmadan filan görüşüyoruz. Baya uzundur oturup mektup yazamadık. İşte haberler:

Yaklaşık 3 aydır oturuyorum. Tamam başlarda düştüm ama artık oturmanın tüm inceliklerini biliyorum.
Yaklaşık 3 haftadır emekliyorum. hatta daha öncede komando gibi sürünerek her istediğim yere gidiyordum. Evdeki kedimiz benden çok çekiyor ama hain kedi masaların üstünde gezmeye başladı, ben ona yetişemiyorum.
Yaklaşık 2 haftadır yatağımda kendi başıma kalkabiliyorum. Annem beni bir sabah karşısında ayakta görünce çok sevindi. "Kuzucum büyüdü" dedi. ama şimdi beni yatırıdklarında direk ayağa kalkıyorum. Hiç yatmak ve oturmak istemiyorum derdimi anlayan yok... Annem yeni şeyler öğrenince bu olabilir diyor. Bir de belki dişi çıkıcak ondan uyumak istemiyor diye düşünüyor. Her ay bir parça mızlasam hemen aman diş geliyor galiba diyorlar ama ben de insanım hep mutlu olamam ki... Konuşunca anlatıcam onlara derdimi şu an vızıldayıp, mızıldanarak anlatıyorum.




Ben geçen ay ilk defa büyükannem ve büyükbabamda kaldım. Uyuyakaldığım için orada yatıya bıraktı annem ve babam beni. Dönerken annem bir garip olmuş. Ne gerek var ben onlarla eğleniyorum halbu ki... Bu arada anneanne ve dedemlerle de kalmak için sabırsızlanıyorum , onlar da hazırlık yaptı. Bir sır vereyim; büyükanne ve büyükbabalar anne ve babalardan daha eğlenceli olabiliyorlar.

İki hafta önce ilk defa annemle 3-4 gün ayrı kaldık. (Annem yine kötü olmuş, hep beni düşünmüş - tamam ben de özledim ama ara sıra da ayrılabiliriz öyle değil mi?) Ben babaannem ve dedemle Bodrum'a gittim. Bir de halam ve eniştem vardı. teknede kaldık. Allahım bir eğlendim ki sormayın. Hep eğlenceler, müzikler,oyuncaklar, sular. Bu haftada annemler de bizimle geldi. Çok eğlendik. İlk defa annem ile aynı yatakta yattım. Gece ben onunla oynamak istedim ama o yanaşmadı. geceleyin uyunurmuş oyun oynanmazmış. Bir de bana uyku numarası çekiyor. Hıhhhh halbu ki çok güzel planlarım vardı. Babam biraz üzgün onunla yatmadım diye. bir sonraki tatilde onunla yatacağım hem belki gece o benimle oynar... Diğer günler büyükanne ve büyükbabamla yattım. Sabah kalkınca yatakta oyunlar oynadık çok zevkli. Keşke hep yanımda birileri yatsa.



Neyse şu yaz mevsimini ben çok sevdim. Ohhhh ne giyinmek var, ne evde oturmak. Hep dışardayız... Bir tek beni yiyen sinekleri ve güneş kremimidir nedir onu sürmeyi sevmiyorum. Nedir kardeşim o sür sür bitmiyor, sıkılıyorum. Bu ara beni soyup giydirmelerini de hiç sevmiyorum. Başlıyorum dönmeye, oturmaya bizimkilerin halini görmeniz lazım. Ter içinde kalıyorlar.

Aaaa ben geçen hafta ilk defa denize girdim. 16 Haziran günü. Hiç sevmedim başta banyo gibi sıcacık suyun içinde olmak varken ne diye donayım kardeşim. Ama ertesi gün tekrra soktular aa bir de baktım deniz banyodan büyük hem oturmak da gerekmiyor. Vazgeçtim, sevdim ben denize girmeyi. Ertesi gün tam iki kere girdim. Ohhh sularla da oynadım. Hep denize girsem keşke. Hem renkli bir de botum var. onun oyuncağı da var. Çok zevkli oynamak denizde.



Bir kaç hafta önce ilk kavgamı ettim. Bir arkadaşım ile aynı oyuncağı istedik. Başta eğlenceliydi çekiştirdik durduk. Sonra seslerimizi kullandık. ben konuştum, o konuştu, ben biraz bağırdım o da bağırdı. Ama sonunda o çok bağırınca ben de anneme kaçtım. Sonunda oyuncak ona kaldı ama kavga etmeyi sevmediğim için bıraktım oyuncağı. Ben sonra oynarım napalım?? Bu arada bir başka arkadaşım da elimden oyuncağımı almaya çalıştı. Bırakmayıp onu ittim. Annem itmemek lazım diyor ama o benim oyuncağım, ben oynuyordum. Neyse annem ve babam bana bunun için biraz büyüyünce yöntemler öğreteceklermiş. Daha vakit var dediler.

Geçen hafta kuzen ziyareti yaptık. Kuzenlerim benden 10 yaş büyükler. Çok cool onlar. Ben de hemen büyüyüp onlar gibi olmak istiyorum. Odaları kocaman, çok güzel top oynuyorlar hem de kendi başlarına banyo oluyorlar. Çok eğlendim onlarla. Top oynadık, bana komik şapkalar giydirdiler. Hep onlarla görüşsek keşke...

Artık yemekler ile aram daha iyi. Annem de bu konuda daha rahat. Yemek saatleri çok daha eğlenceli. Doktor yine pek kilo almadığımı söyledi anneme. ne yapayım bu kadar harekete kilo alınmıyor. Ben hareketi ve sporu babam gibi çok seviyorum. :)

Neyse artık gelecek ay yeni maceralarla görüşürüz. Artık her yeni gün yeni bir şey keşfediyorum size de tanıtırım.

Sevgiler,
Tal

22 Nisan 2011 Cuma

Sağlıklı Beslenme Günlükleri-1

Emzirirken sürekli tatlı ye, komposto iç, bol bol ye, hiç öğün atalama aç kalma, gece yarısı emzir yine ye, bol bol likit al derken midem oldu kazan kadar. Şimdi emzirme bitti o kadar enerji harcamıyorum ama kazanı doldurmak mümkün değil. Başka çare kalmadı ve bir beslenme uzmanı ile başladık yeni bir programa
Yaklaşık 10 gündür yediğime içtiğime dikkat ediyorum böylece ; 1) hamilelik kilolarımdan 2) hamilelik öncesi aldığım kilolardan kurtulacağım...

Beslenme Alışkanlığımda Değişenler ya da değişmesi gerekenler ;
1)Bol bol su içmeye çalışıyorum- Halen çalışmaktayım...
2)Çayı 1 şekerle içmeye çalışıyorum- Kabus gibi mütemadiyen yarım bırakıyorum
3)Ara öğünlerimi yapıyorum- gerçekten gerekli bir alışkanlıkmış
4)Akşam amma yiyormuşum eskiden artık ölçülü yiyorum. Haaa bir de akşam tatlı yok(ilk zamanlar kabus gibiydi, artık alıştım sanırım yani düşünmediğimde oluyor :))

Rejim Yaparken de olurmuş;1)Ölçülü şekilde makarna, pilav yenirmiş
2)Haftada 2 çikolata yenirmiş (YUUPPİİİ- işte bu nedenle Dilara Koçak'ı çok sevdim :)

İlk 10 günde neredeyse 2 kg.ya yakın yağ gitti. Kendimi tebrik eder, başarılarımın devamını dilerim :)

20 Nisan 2011 Çarşamba

Oğluma Teşekkür :)

O daha çok küçük ama onun doğumundan beri süre gelen bir hayalimi gerçekleştirdi bile :) Duygularım; gurur ve mutluluk.

Tal'i doğurduğum akşam, herkes uyurken beraber ilk Pesah (hamursuz)bayramımızı hayal etmiştim. 6 aylık olacaktı yani bizimle beraber cicilerini giymiş bir şekilde, mama iskemlesinde oturup o geceyi geçirebilecekti. Belki etrafa gülücükler atacak, elindeki bir atıştırmalığı yemeye çalışıyor olacaktı...

Hayalimin bile ötesinde bir keyif vardı bu iki gecede... O hep güldü, bizle oturdu hatta eve erken dönmek zorunda kalmadık bile. Mutluluk ve huzur vardı yaa. İşte bu duyguya şükrettim iki gece de...

Teşekkür ederim oğlum, seninle ilgili hayalimi gerçek kıldığın için!

Seni Seviyorum demek istedim bir kez daha... Bu sefer yazılı olarak.

Annen

12 Nisan 2011 Salı

Artık Yarım Yaşındayım

Sevgili Dünya,

Bir süredir bizim sitemiz açılmıyordu. Annem ve ben yazı yazamıyorduk bu nedenle. Sonra annemin bir arkadaşı Y. ona ve bana arka çıktı ve bize bu siteyi aldı. Önce ona bizi desteklediği için teşekkür ediyoruz. Ve size son haberleri veriyoruz. ( Akşam ki haberler var bazen annemle seyrediyor ben de bakıyorum nedir diye. Bu yazı da ona benzedi)

Neyse böyle büyük gibi konuşmamın bir nedeni var ben artıkkk BÜYÜDÜMMMMMMM. Baksanıza kocaman oldum. Artık çorba, yoğurt, meyve bisküvi yiyorum. Su diye tadı tuzu olmayan bir içecek var onu da içiyorum. Genelde yemek yemeyi pek de sevmiyorum ama napalım büyümek istediğimden biraz mıkırdansam da yiyorum. Annem beni çok ağladığımda zorlamıyor daha fazla yiyeyim diye. yemeklerden soğumasın diyor her seferinde. Ama bazen gözlerinden bana hissettirmemeye çalışsa da üzzüldüğünü görüyorum. Hem o söylüyor çocuklarda maskeler işe yaramaz hem de o takmaya çalışıyor. Ne yapalım annedir, ne yapsa yeridir :)

Artık ben mama sandalyesinde de oturuyorum. Çok sevdiğim söylenemez çünkü ben genelde kıpır kıpır ayakta durmayı seven bir bebeğim-ayyy pardon büyüğümm :)) Son zamnalarda sütümü de biberondan alıyorum. Annem doğumdan sonraki ilk ayrılığı yaşadığımızı söylüyor. Ne demek ki ayrılık her gün her dakika beraberiz yine de. Neyse anlamadım ama bir bildiği vardır.

İlk defa bu ay kilo alımımı beğendi doktor. Annem de bir ohhhhhh çekti. Amma yemek ve kilo meraklısı oluyor bu büyükler... halen anlamış değilim. Halbuki ben ne güzel oyunlar oynuyorum, emeklemeyi deniyorum, oturuyorum, kendi kendime uyumaya çalışıyorum. halen yemek de yemek.... Kızıyorum ama ben de... Haa bu arada sesimi keşfettim. bakıyorum bağırınca bakıyorlar başlıyorum daha çok bağırmayı sonra boğazım acıyor ama ilgiye değer :)

Babam çok komik, en çok onun komiklikleri beni güldürüyor. O eve geldiğinde en çok ona gülüyorum ki bana komiklik yapmaya devam etsin. Bak işte o takmıyor yediğime, içtiğime... Büyük dediğin böyle olmalı!!

Haaa bir de evdeki kedi Rastaya bayılıyorum doğrusu. o da evin komiklerinden. Tüylerini çekince annem beni durdurup ciciş yaptırıyor da işin heyecanı neredee?? Neyse ben Rasta'yı görünce çok gülüyorum, çok farklı, çok tatlı...

Evet sevgili Dünyaaa, gördüğün gibi bir koca ayı daha bitirdik ben artık Büyük-üm :)Gururla söyleyebilirim.

Sevgiler,
Tal

26 Şubat 2011 Cumartesi

Değişimlerin ayı 4. ve 5. aydan haberler :)


Sevgili Dünya,
Bu iki ay çok önemli şeyler oldu paylaşılacak ama işte annem yoğun, söylediklerimi yazamadı... Hadi anne işten döndünn yazzzz.
Evet annem Şubat ayı itibariyle işe başladı. Mutluyuz ama ikimizde. Annem iş saatlerini kendisi ayarlıyor. Diğer günleri de bana ayırıyor. Alıştık. Giderken gülümsüyorum bırakamıyor beni :)... Neyse bir süre daha fazla yanımda tutuyorum onu sonra huzurla yolluyorum. Biliyor ya iyi ve mutlu olduğumu rahat gidiyor işe. Bu ilk haber.
Bir diğerini size annem verdi ben artık mama yiyorum. Ha bir de kaşıkla muhallebi yiyorum. Muhallebiyi sevdim evet hatta baya sevdim ama kaşık dediğiniz şeyle yemek zormuş. Çekiyorum, emiyorum devamı gelmiyor. İnla ağzımdan çekip tekrar doldurulması gerekiyor. Hayyydaa ben buna hiç alışmadım ki. Neyse 2 haftada tamamdır anladım ne olduğunu. mamay sevmiyorum. Doktor dedi ki günde iki kere. Eeee bana fazla geliyor midem ağrıyor kusuyorum. Annemm düşündü taşındı denemeler yaptı.. ve tamamdır dedi Bu kadar. Günde 1 kere mama, 1 kere muhallebi yeter. Aferin anneme doğru yolu buldu :) Hem 2 mama 1 muhallebi olunca ben onu çok özlüyorum. (Anne: ya da ben mi Tal'i çok özlüyorum :)) Evet iyi bir yol tutturduk. Doktor da kilo kontrolünden sonra onayladı bizi.


Doktor sebze de ver dedi ama annem vermek istemedi. Daha yeni alışmışım bu düzene biraz devam etseymiş. Ehh hadi bakalım o da kabul..
Daha anlatacak çok şey var. Bir kere 3,5 aylıkken ben tatile gittim. Anlatıyordu da annem anlamıyordum, yaşayarak öğrendim. Uçak denilen alett süperrr. çok sevdim. Ohh gürültüsü beni rahatlattı, bir de anne ve babamın kucağında daha güzeli var mı?? Tatile annem, babam, babaannem, dedem ve halamla gittim. Şahsen ben eğlendim ama soğuklarda giyin soyun biraz zor. Bir de odamız sıcaktı allahım çokk susadım o nedenle rahat uyuyamadım. En rahat halamın küçük odasında uyudum hem serindi hem de halamla ve babaannemle yanyana yattık diye :) Bir de annem kayak yaparken babaannemle çok eğlendik. Bana dönmeyi öğrettii. Ohh bırakıyorlar beni yere dönüyorum da dönüyorum. Tabii denerken uyumayı unutuyorum o ayrı. İlk dönmeye başladığımda bir gece kolumun üstünde yattım öyle bir ağrıdı ki artık öğrendim kolumu kurtarmayı.
Neyse zaten bu yemek mevzuuları beni baya yordu ancak kendime geldim. Şimdi her gece neredeyse aynı saatte uyuyup uyanıyorum. Düzen demek bu demek sanırım?? E baştan söyleselerdi ben de baştan böyle yapardım. Bilmiyordum ki.
Bir de kocaman kahkahalar ve gülücüklere başladım. Başladım başlamasına da annem ve babam çekmeye çalıştıklarında hemen bırakıyorum gülmeyi. Eee basına yayılsın istemedim. Sonra herkes imza ister :)
Bir de evin en küçüğü bendim artık boyum bizim pisicik Rastayı geçti :) Bu arada o ne komik bir şey geliyor kokluyor beni tam dokunucam hooopp kaçıyor.
Beşinci ayıma yakın bir de tükürmeyi öğrendim. Ağzımı öpücük atar gibi yapıp tükürük yapıyorum. herkes çok gülüyor. Annem telaşlı muhallebiyi de atar dışarı püskürtürmüyüm diye. Henüz yapmadım ama YAPABİLİRİMMMM de...
Hadi görüşürüz tekrar aklıma gelirse yazarım.
Sevgiler,
Tal

8 Şubat 2011 Salı

HhhhMmmm... Çok leziz serisi

Merhabalar,
Bu aralar dünyayı keşfetmeye başladım. Daha çok bakıyorum, anlamaya çalışıyorum ama bir yandan da her şeyi tadıyorum. Bilirsiniz benim yaşımdaki biz bebekler dünyayı bu şekilde keşfetmeye çalışırız. Haa tabii bir de çıkmaya çalışan dişlerimizi de bu sayede kaşırız (Bir taşla iki kuş bu demek sanırım- Şimdiden ilkokula hazırlık yapıyorum. Deyimleri öğreniyorum. Konuşunca bunları cümle içinde de kullanacağım :))
O nedenle bu hafta size annemle HhhhMmmm... Çok leziz dosyasını hazırladık...Ama en sevdiğim anne sütü. Ondan şaşmam :))
Buyrunnnn
p.s: Bu arada Perşembe doktor kontrolünden sonra mektubum da gelecek....





3 Şubat 2011 Perşembe

İlk Hüsran

Evet bugün itibariyle ilk defa doktordan mutsuz ayrıldık. O nedenle Tal'in mektubu anne toparlanınca yazılacak.
Neyse sizleri çok telaşlandırmayayım. Kuzucuk bu ay kilo alamamış. Kuzucuğa anne sütü fayda etmemiş. Mama ve gerekirse muhallebi desteği olacak. EEE ne var bunda işte çaresi var? seslerini duyabiliriyorum aklınızdan geçen. İşte öyle olmuyor.
İlk hissim sanki bir tokat yemişcesineydi. Oğlumu besleyememiş olmanın verdiği hüzün ve yıkılmışlık hissi. Sonra kızgınlık yaşadım kendime. Farklı bir şeyler yapsam iyi mi olurdu diye. Sonra umutsuzluk yaşadım. Ne yani ilk ayrılık mıydı bu?? Amma zordu peki ya daha büyük ayrılıklarda ne olacaktı?
Sonra toparlamam gerekti onun için. O aşağıda kahkahalarıyla beni çağırıyordu ben ise yukarıda moral bozukluğu ve hayal kırıklığı içerisinde kendime acıyordum. Neyse ki anne olmanın verdiği bir güçle (sanırım yani) toparlandım. Mantıklı planlarıma geri döndüm. mantığa bürüdüm. Şimdi daha iyiyim ama içim buruk. Zamana ihtiyaç var hepsi bu.
Çok şükür ki sağlığımız yerinde.

14 Ocak 2011 Cuma

Bunlar da benim mektuplarım

10/Şubat/2010
Sevgili bebiş,
Gercekten bu hayatimda hic basima gelmemis bir heyecan. Hic boyle hissetmemistim daha once. Hatta ne hissedecegimi bilemiyorum gibi bir his. Anlatmasi zor. Bundan 1 ay once 2 Subat benim ugurlu gunum olacak demistim, oldu da. Tam o gun ogrendim ikimizin beraber oldugunu  Guldum kendi kendime… Gercek olamayacak kadar guzel dedim. Ama gerceksin, varsin, oradasin. Bir sure sonra seni hissettigimde her sey daha da keyifli olacak sanirim. Babana soylememek icin zor tuttum kendimi- o aksam gorustugumuzde soyleyecektim. Kar yüzünden yollarin tikanikligindan nerdeyse 2 saat sonra gorustuk tam soyledigimde isiklar kesildigi icin yuz ifadesini kacirdim ama gozlerinin dolduguna eminim :) Ertesi gun kan testi de onayladi senin benimle oldugunu bir kac gun sonra da ilk doktor ziyaretimizi yaptik (5. Subat 2010) tabii ki baban da geldi. Doktorumuz Dr. Viktorya Ezgin ayni zamanda Anneannenin lise arkadasi o da cok heyecanliydi. O gun keseyi goremedik ama tekrar kan testi yaptirdik. Hormonlar ucmus gitmis. O Cuma Babaanne, dede, hala, eniste ve kuzen Elda’ya haberi verdik. Hepsi cok heyecanliydi bagris cagris sarilma opme fasli oldu. Deden anlamadi bile  Cumartesi erkenden bu sefer anneanne dede ve teyzeye gittik bir benzer durumda orada yasandi. Anneanne saskinliktan sustu guldu, guldu. Ben herkese soylemek isterdim bagira bagira ama beklemek lazim en azindan 2 ay.
Su an neler degisti seninle birlikte?
1) Birkac aydir deniyorduk. Hatta ilk denedigimizde kendimi hamile hissettim telas ettim, aksilendim. Meger oyle olmuyormus , seni ogrendigimde icim huzur ve sukunet ile doldu.
2) Yorgunum. Zirt pirt gozlerim kapaniyor. Kuzu gibi bazi gunler 12 saat uyuyorum ama tatli bir yorgunluk bu.
3) Baya saglikli beslenmeye basladim, zorla degil icimden gelerek. Her sabah sut iciyorum. Yogurt yiyorum. Bol sebze. Cay icmiyorum henuz. Ama bir turlu meyve yiyemiyorum.
4) Ara ara hos olmayan ruyalar uykumu boluyor. Sanirim sana bir sey olmasindan icten ice korkuyorum.
5) Herkes cok ozenli davraniyor.
Mart gibi herkese soyleyecegiz- o gunu bekliyorum ben :)
p.s: bu arada Baban şoyle bir mesaj ile duyurdu ailelere tebrikler bugun sizin sansli gununuz. Baby mizrahi’nin ekim 2010’daki konserine bedava bilet kazandiniz :)… cok eglenceli degil mi? Bu arada seni 7/ekim/2010’da bekliyoruz.

11/Subat/2010
Sevgili bebis,
Bugun yine senin icin doktora gittim :) Baban Ingiltere’de oldugundan bu sefer yalnizdim. Dr. bile heyecanliydi kese icin. Ve sonunda keseyi gordum, siyah bir bosluk su anda. Tam 1.31 cm. kocaman degil mi  neyse sana gore buyuk tabii senin boyun su an mmlerle olculuyor. Haftaya cok heyecanli, baban ile persembe gunu senin kalp atislarini duyacagiz… sanirim o zaman seni ilk defa hissetmis olacagim. Henuz hayal gibisin :) ama simdiden senin icin endiseleniyorum (orda misin diye ) unutup egilince eyvah diyorum bir sey olmus mudur? Ya da kizartma yedigimde kendi kendime iyi degildi onun icin diyorum… Bu arada evimizde cok sirin bir kedicik var ismi Rasta… o da bu siralar bana yapismis durumda sanirim seni hissediyor. Ona dokunuyorum sonra kosarak elimi yikiyorum sana bir sey olmasin diye
Hayat su siralar sana endeksli ilerliyor…  sanirim da uzun bir sure oyle olacak….
25/02/2010
Sevgili Bebis,
Gecen hafta baban ve halanla birlikte kalp atislarini duymaya gittik. Nasil heyecanlandik bilemezsin ancak kendi cocugun olunca anlayacaksin bu hissi. Resmen icimde yasayan biri var dedim :) o sensin… ve seni merakla bekliyoruz ama gelmek icin acele etme ekimi bekle :)Artik herkese duyurduk, haber cok cabuk yayildi… O aksam metin ve reyan geldiler ellerinde bir sise sampanya ve sirinbaba ve sirine oyuncaklariyla… cok tatlilar :) her zamanki gibi cok dusunceliler
Ertesi gun ilk defa sirtim asiri derecede agridi… o aksam da buyukannenlere sunny ve emel bir sampanya getirdiler. Sunny ile baban bebeklik arkadasi ve o kadar heyecanlanmis ki sabah inanamayip bir kez daha aradi babanı :)
Halam ve stella (kuzen) ise oyle bir ciglik attilar ki gorsen cok gulerdin… eytan ve meir sana bakacaklarina, destek olacaklarina soz verdiler :)
Hepimiz cok ama cok heyecanliyiz. Su anlik herkes ustume dusuyor… sen gelinceye kadar da boyle olacak sanirim :)
Bu arada cinsiyetin icin spekulasyonlar basladi… benim icime erkek doguyor ama bakalim mayista ogrenecegiz aslinda cinsiyetinin ne oldugunu…
Bu arada 9 martta ingiltere ve iskocyaya gidiyoruz :) cok eglenceli olacak ve en onemlisi dinlenecegim ki bu senin gelisimin icin cok onemli…
Bu arada bugun ananeyle seni dinlemeye gittik… Cok tatli bir his senin kalbini duymak. Hem bu sefer seni gordum de. Artik buyuyorsun 1 cm. olmussun. Kalbinin nasil carptigina inanamazsin gumbur gumbur…
14/04/2010
Cok zaman oldu sana yazmayali. Artik buyuyorsun 7.7 cm oldun kilon olculuyor. Gram olarak 70 gramsin 
Miniciksin ama her seyin tam, ellerin parmaklarin ayaklarin, agzin… hatta parmak emiyorsun, kipirdiyorsun. Ultrasound da seni seyretmek bizi acaip heyecanlandiriyor. Senin gelmeni dort gozle bekliyoruz ama acele etme daha cok zamanin var. o zamana kadar baban disaridan bize destek veriyor aynen dun aksam ki gibi. Zor bir aksami kolaylastirdi sayesinde uyuya kaldim. Ben de zaten hep seninleyim. Hep boyle olacak hic merak etme
Simdi biraz beyin cimnastigi…. Nasil bir anne olmak istemem?
1)Asiri kaygili
2)Korumaci
3)Cok kuralsiz- cok kuralci
4)Sıkıcı
5)Dinlemeyen
6)Cok yogun
7)Hayatini sadece cocuguna adamis
8)Tukenmis
9)Hirsli
10)Asiri titiz
Evet ortak nokta her seyin asirisi olmak… Onemli olan her seyi dengelemek. EN cok da dengeli bir anne olmak istiyorum. Bakalim basaracak miyim?
14/12/2010
Sevgili Tal,
Cok uzun zaman once yazmisim son mektubu. Yogun bir donemdi. Is, hamilelik, hazirliklar, dogum, sunnet (hayatimin en kotu gunu) derken. Sen iki ayini bitirdin bile. Simdilerde ise yanimdasin ve tum vaktimi sana ayirmaya calisiyorum.
Calistigim ailelere hep ‘’bir bebek dogunca, bir de anne dogarmis’’derdim. Cok mantikli gelirdi bu soz. Ancak simdi bakiyorum da farkli bir anlam yukluyorum bu soze. Anne de sen dogdugunda senin gibi doguyor ve senin gibi o da cok cok ogreniyor. O da bebek anne. Ogrenecek cok seyi var. Bebekle beraber ogreniyor. Iste bizim seruvenimizde ben boyle hissediyorum. Kimi zaman cok eminim dogruyu yaptigima, kimi zaman guvensizim yanlis mi yapiyorum diye. Kimi zaman tamam diyorum her sey super, kimi zaman bir sikinti oluyor acaba yaptiklarim yeterli mi diye. Anne olunca beyindeki dusunceler hic hic durmuyor. Sen gulunce ben de mutluyum. Sen aglayinca, icimde bir seyler parcalara ayriliyor. Ilk baslarda korkuyordum sana bakamayacagima, seni anlamayacagima ama simdi biliyorum ki biz ikimiz beraber ogreniyoruz. Sen dunyayi ogreniyorsun ben de anneligi. Senin annen olmak bu dunyanin en guzel seylerinden biri.
Sabah sesini duyup yanina gelmek ve senin beni gordugunde gulumsemen her gun aldigim en guzel hediye. Iste simdilerde boyle hissediyorum. Ilk baslardaki gibi seni tanima kaygim yok artik.
Iyi ki varsin. Iyi ki beni ve babani sectin.
Annen

11 Ocak 2011 Salı

ve beklenen MEKTUP :)


Sevgili Dünya,
Üçüncü ayımı da devirdim. Bu sıralar çok yoğun olduğumdan maalesef mektup gecikmeli geliyor. Artık sosyalleşme ilk hedefim, bu nedenle az uyku bol oyun yeni mottom :)
Evett, artık birçok arkadaşım var. Anneler ve bebekler her hafta buluşmaya çalışıyoruz. İlk zamanlar bu buluşmalarda uyurdum ama şimdi daha çok uyanık oluyorum. Bazen bakışıyoruz, bazen bebekçe konuşuyoruz, bazen de el ele tutuşuyoruz :) Annem bu toplantılardan hep yeni bilgiler ile dönüyor. Hep dönüşte yeni bir şeyler deniyor.
Onun dışında bir de Gymboree'ye gitmeye başladık. Spor yapıyoruz resmen- babam sportifmiş ondan ben de öyle olmalıymışım. Evet güzel de yoruluyorum ben bu hareketlerin sonunda. Neyse annem alışacaksın bir süre sonra diyor bakalım nasıl olacak?
Sabahları keyifli uyanıyorum, annemi görünce gülümsüyorum- çok seviniyor da heheh :) Pazarları yine babam ve annem ile yatak keyfi yapıyoruz. Ohhh ortalarına yatıyorum. Missss!!!
Artık geceleri ve çok uykum olduğum zamanlar kendi kendimi uyutabiliyorum (Nasıll ama??)Ellerimi gözüme koyup uyuyorum. Annem uyurken bir kuzudan sesler dinletiyor. O beni rahatlatıyor. Geceleri olabildiğince uzun uyumaya çalışıyorum ki yorulmasınlar.
Sevdiğim oyuncaklar gittikçe fazlalaşıyor. mesela yeni bir zürafam var, onun kulaklarını emmeyi seviyorum. Sonraa pusetime bir oyuncak aldı annem, o da süper. Bir de eskiden sevmezdim ama artık oyun halısında ve karnımın üstünde daha çok vakit geçirmeye başladım. Süper eğlenmiyorum ama fena değil. Bir de değişik bir dilde (annemler Fransızca diyor) şarkılar söyleyen bir oyuncak var. Beni çok rahatlatıyor. Yüzlerce kere dinleyebilirim ama yetişkin denilen kişiler sıkılıyorlar diye istediğim sıklıkta dinleyemiyorum.
Yeni yaptığım bir başka şey de parmaklarımı emmek. Çok lezzetliler :) Hem hissi de emzikten çok daha güzel haksız mıyım??
Bu aralar en sevdiğim şey; banyo olurken herkesi ıslatmak, yüzüyorum resmen bir görsenizz...Bir diğeri de havalarda süpermen gibi uçmak. Çok eğlenceli gerçekten.
Gaz denilen kötü şey azaldı artık. ilaçları da kıstı annem. Ama halen banyodan sonra giyinmek beni mutsuz ediyor. Alışamıyorum. Ama soyunmak derseniz işte onu çok ama çok seviyorum. Giyinmek ise bööö.
En sevmediğim şeylerden biri de; gürültülü yerlerde bulunmak. Gürültü beni rahatsız ediyor. Sakinleşemiyorum. Hele de çok uzun süre dışarıda olursam çok mutsuz oluyorum.
Neyse sevgili Dünya seni gittikçe daha çok seviyorum. Baksana her güne gülerek başlıyorum. Gün içinde de gülümsemeyi ihmal etmiyorum.
Sevgiler,
Tal :)