17 Aralık 2010 Cuma

Bir düşünün...

Bir düşünün sırtınız kaşınıyor, o bölgeye ulaşamıyorsunuz- çevrenizdeki kimse de dilinizi anlamıyor derdinizi anlatamıyorsunuz...
Bir düşünün gözünüze kirpik kaçtı- kendiniz çıkaramıyorsunuz- çevrenizdeki kimseye de anlatamıyorsunuz
Bir düşünün başınız ağrıyor ama çevrenizdekilere nerenizin ağrıdığını söyleyemiyorsunuz
Bir düşünün o sırada uyuyamıyorsunuz ama anlatamıyorsunuz ki kimseye derdinizi
Bir düşünün gaz ağrınız ar ama anlatamıyorsunuz diye zorla yemek yedirmeye çalışıyorlar
Bir düşünün elbisenizin etiketi sırtınızı kaşındırıyor
Bir düşünün t-shirtünüz yamulmuş sizi rahatsız ediyor....

Derdini anlatamamak bu dünyadaki en kötü his. Bebekler bunu her gün yaşıyor :(
Anne zaman geçtikçe anlamaya başlıyor bazı temel ihtiyaç ağlamalarını ama milyonlarca olasılık olabilir kimi zaman o küçük bedeni rahatsız eden. Keşke bebeklerin bir ekranı olsa da gösterse diye konuştuk geçenlerde bir arkadaşımla. güzel olmaz mıydı? Ekranda o anki şikayetin ne olduğunun resmi olsa diyor anne tarafım. O zaman dil bu şekilde gelişmezdi ama diye düşünüyor uzman tarafım.

Bir başka konu da beni meraklandıran; Sahi bebekler nasıl düşünürler? İmgelerle mi?

9 Aralık 2010 Perşembe

2. Ayım ve Karşınızda yine Ben



Sevgili Dünya,
Artık seni daha çok anlamaya başladım. Aksamüstü çökünce artık eskisi kadar huzursuz olmuyorum. Hapşırdığımda, kustuğumda, hıçkırdığımda korkmuyorum. Biliyorum ki bunlar geçecek. Artık banyodan çıkınca da ağlamıyorum. Hatta babamın masajlarını o kadar seviyorum ki...

Annem ve ben gazlara nasıl savaşacağımızı öğrendik (ama halen annem zaman zaman unutup gaz yapan yiyecekler yiyor- sonra o gece uyumakta zorlanınca hatırlıyor ne yediğini tabii biraz kızıyorum ona). Gazları halen sevmiyorum. Gaz çıkarınca herkes benimle bir ohh çekiyor :) Anlayacağınız bu ay da gaz mevzuu evimizin gündeminde...

Artık çevremde sürekli olan birkaç kişiyi tanımaya başladım. Seslerini ve söyledikleri şarkıları da tanıyorum. Çevremde diğer tanımadığım ama bana şirinlik yapanlara da gülüyorum. Herkes komik geliyor bu aralar. Ben gülünce annem ve babam çok seviniyorlar- birbirlerini çağırıp "bak bak ne yapıyor?'' diyorlar ya işte bu beni daha çok güldürüyor.

Annem sürekli değişik oyuncaklar çıkarıyor. Geçen gün o kadar çok oyuncak gösterdiler ki başladım ağlamaya. Resmen daldılar oyuna, göremediler ki ben yoruldum. Neyse bir güzel ağladıktan sonra süt emip annemin kucağında uykuya dalmak çok keyifliydi. Şu günlerde baby relaxtaki oyunu çok seviyorum. Elimle ve ayaklarımla vurunca müzik çalıyor bir de sulu ışık var ki bayılıyorum bakmaya... Şimdilik annem ellerimi kullanmama da yardımcı oluyor. Birkaç kere oynadıktan sonra sevinsin diye ben de şöyle bir vurur gibi yapıyorum :)


Geçen gün bir sürü arkadaş buluştuk. Oraya gittiğimde şöyle bir bakındım ve sonra mışıl mışıl uyudum. Annem diğer annelerle sohbet etti. Haftaya yine bir araya geleckmişiz. Ban uyar. Bu arada o gün annemle ilk defa tek başımıza bahçe dışında bir yere gittik. Ben de arabada sessiz durarak ona yardımcı oldum. Hemen teşekkürü kaptım :) Ama annem yürüyen merdivene yalnız binmemek için beni asansörlerde dolaştırdı durdu.



Bu hayatta halen en çok keyif aldığım şey; emmek, sonra kucakta sallanmak, araba ile gezmek, dışarı çıkmak, sabah oynadığımız oyunlar, banyooo yapmak, uyumak

En sevmediklerim ise; Halen GAZZZZZ, üşümek, terlemek, aşı olmak. Sahii yaa ben aşı oldum. Daha önce de oldum ama bu seferkiler çok zordu. Çok iğrenç canım yandı resmen. Neyse ki annem anlatmıştı olacakları. Doktora da hazırlıklı gittik. Annem tatlı bir şey verdi doktora gitmeden. Ağzımdan bir güzel tükürdüm başta ama sonra annem anlatnca neden yutmak zorunda olduğumu yedim bitirdim.

Bu arada aşıdan eve döndükten sonra halam geldi beni oyalamaya. O da Albert eniştem gibi bana kızılderi dansı yaptırdı. Çok seviyorum ben bu dansı. Hemen rahatlıyorum. Yaşasııınnnn... Ama yetişkinlerin benim kadar enerjisi yok bir süre sonra bırakıyorlar ya dansı üzülüyorum :(

Ehh işte bir ayda böyle geçti sevgili izleyiciler. Beni izlemeye devam edin :)

Sevgiler
Tal

2 Aralık 2010 Perşembe

Zor zamanlar nasıl geçer?

Zor zamanlar nasıl geçer?diye bir mailin bana düşündürdükleri üzerine...

Alp’e ithafen...
2 senenin ardından...

Uzun terapi sürecinden sonra anladım ki... Geçmez hep orada kalır ama sen onunla baş edecek güce ulaşırsın. Daha güçlüsündür zorluktan. Benim için anlatayım. Herkesi güçlendiren şeylr vardır. Benim için o şeyler birileridir. Aile, arkadaş,hatta küçük kedimdir benim için.

İçindeyken geçmez diye düşünürsün. Bir an nefesin keslir. Her şeyi sorgularsın. İçin sıkışır başlarsın ağlamaya. Geçmeyecek dersin, neden ben dersin? Hayat mı bu? Var mı ki Tanrı? Ben ne yaptım ki? Yüzlerce düşünce geçer gider. İçin sıkışır hastaneye bile gidersin hep aynı şikayetlerle. Yok dersin olmayacak yapamayacağım. İstemiyorum bu zalim oyunu, yapamayacağım dersin.

Sonra biri gelir yanına sana iyi gelir. Tünelin ucundaki ışık gibi. Bu birisi bazen sevdiğin biridir, bazen hiç tanımadığın birisidir, bazen insan bile değildir belki bir kedi ya da köpek. Bilerek ya da bilmeden uzaklaştırır seni düşüncelerinden. Bazen sadece bir dokunuş, bazen de sadece bir gülümseme ile. Sonra sen kafandaki düşünceleri paylaşırsın. Bir bakarsın ki bu biri seninle paylaşır o zor zamanı, sana destek olur, bilirsin ki her zaman fiilen olmasa bile düşüncende hep vardır hep seni düşünür. O birisi bir bakarsın birileri olmuş, bir bakarsın etrafta bir sürü özel kişi senin için ordalar. Bazen seninle ağlarlar, bazen seni güldürmeye çalışırlar. Bazen bir bardak su getirir hayati ihtiyaçlarını karşılarlar. Zor zaman bitmez aslında da hayatındaki önemli birileri ile çekilir olur. Bilirsin ki onlar için sen de özelsin. Onların ihtiyacı olduğunda sen de ordasın. Çünkü bu dünyada en çekilir şey o birilerinin orada olması. Zor zamanları seninle paylaşıp senin için mutlu anlar inşaa ederler. Bazen isteyerek bazen de bilmeden.

Bazen birlileri eksilirler hayatından, bazen isteyerek yollar ayrılır, bazen elini tutmana rağmen gitmesi gereklidir. İşte en zor zamanla birilerini kaybetmekle olur. İki sene önce bu akşam burada toplanan herkes için birisi ayrıldı-gitti. Gitmedi aslında baksanıza hepimizin gözyaşında, çarpan kalbinde, işleyen beyninde. Kimi onun espirilerini hatılıyor,kimi bitmeyen enerjisiyle, kimi sessizce yaptığı iyilikleri, kimi güzel anılara dalmıştır onunla... Aslında hepimizin bir parçasında var o burada. o burada bıraktığı güzellikler ile birlikte.

Sevgili ALP, sen hepimiz için özelSİN. Dikkat et di'li geçmiş zaman kullanmıyorum. Çünkü her zaman özel olacaksın. Her zaman hatırlanacak, her zaman yüzümüzde bir tebessüm oluşturacaksın. Sayende zor zamanlarda daha kuvvetli olmak için çalışmalar yaptım, sayende ölüm korkusu ile yüzleştim. Bunun için sana teşekkür ederim. Heralde herkesin sana teşekkür edeceği şeyler vardır. İşte bu teşekkürlerin toplamı seni anlatıyor.
Eskiden seni kaybettiğime üzülürken şimdi seni bunca zamandır tanımış olduğuma sevinmeyi öğrendim senin sayende, TEŞEKKÜR EDERİM...