9 Kasım 2010 Salı

Tal'den yeni mesajınız var


Sevgili Dünya,
Bu yazdığım 2. mektup. Artık bir ayı geçti bu dünyada olalı. Hergün bir macera, her gün bir yenilik. Öğrenecek o kadar çok şey var ki. Annem ve babam beni sürekli yeni kişilerle tanıştırıyorlar. Onlar için önemli olan kişilermiş. Hayatlarında çok insan varmış. Tamam itiraf ediyorum, hepsinin ismini bilmesem de kucaklarına almaları ve benimle oynamaları hoşuma gidiyor. Yeni oyunlar, yeni yerler, yeni yüzler... Öğrenecek çok şey var.
Bu aralar karnım doyduğunda ve gazım çıktığında hafif bir tebessüm atmaya başladım. Hatta ufak ufak sesler çıkarıyorum. Şu yetişkin denen insan türü çok komik; anında beni taklit ediyorlar. Hatta üstüne bir de ne dediğime dair yorumlarda bulunuyorlar. Neyse ben de o şekilde eğleniyorum onlarla. Annemin baya geniş bir şarkı repertuarı var. Babam ise en sevdiğim aktiviteyi yaptırıyor bana akşamları. Çok rahatlıyorum. Buna banyo diyorlar, ben ise kendimi anne karnında hissettiğim için rahatlıyorum ama banyodan çıkmak en büyük acılarımdan biri. Üşüyorum çünkü. Bir de bazen çok k*k* yapıyorum ohh rahatlıyorum. Annem hemen alıyor lavabo dene yere yine su doldurup beni içine sokuyor. Bir ona bakıyorum bir aynaya çok zevkli. Pazar sabahlarını çok seviyorum. Babam işe gitmiyor. saat 7 de anne ve babamın yatağında keyif yapıyoruz, hem de 10'a kadar :) Onlar da mutlu oluyor ben yanlarında olunca.
Artık annemler daha çok dışarı çıkıyorlar. O zamanlar bana büyükannemler ve dedemler bakıyor. Bir de tabii Dilara ablam.
Teyzemin bir arkadaşı geldi geçenlerde o kadar beğendim ki ona gülücükler attım. Bunlar refleks gülücükleri diyorlar ama kız tam benim tipimdi :) Halacım da beni çok şımartıyor. Nereden buluyor o güzel hediyeleri bilmiyorum. Anneanne ve dedem bu ara yine bizdeler. Çok güzel oyunlar yapıyorlar. babam yine gitti. :( ama perşembeye dönecek ben ve annem onu hemen özlüyoruz. Babaannem ve dedem ise bana süper güzel ciciler almışlar. Onlar da verirken çok heyecanlandılar, ben de bakarken heyecanlandım.
Ocak ayı dedikleri bir zamanda tatile gidiyormuşuz, dağ denilen bol karlı bir yere bakalım. Annem karları çok seveceğimi söyledi.
Bu arada annemin aldığı zürafa en sevdiğim oyuncağım. Ona hep bakıyorum, hatta annem kucağıma koyunca kol bile atıyorum. İlk oyuncağım Bay Zürafa seni çok seviyorum. Sesini duyunca hemen sana bakıyorum.
Geçen gün hem iki arkadaşım (Mila ve İris) beni ziyarete geldiler, hem de kuzen Aksel. Henüz hepsinin yanında virgül gibi küçük kalıyorum. Ama güzel emerek size yetişmeye çalışacağım. Şu anlık onlara bakıp ne yaptıklarını anlamaya çalışıyorum.
Bu arada anne ve babamın büyükanne ve dedeleriyle de tanıştım. Üçü de çok şekerler hep bana bakıp güzel şeyler söylüyorlar. Gözlerinin içi gülüyor bana baktıklarında. sanırım sadece bu dünyada olmam bile onları mutlu ediyor. Ağlasam bile onlar gülümsüyorlar. Bu arada ağlamak demişken ben akşamüstlerini hiç hiç sevmiyorum karanlık baıyor, gün bitiyor. Sevmediğim için de başlıyorum ağlamaya. Neyse her hafta değişik bir yöntem buluyorlar beni rahatlatacak. Bu ara en sevdiğim şeyler; annemin bana geleceğimi anlatması, ve fön denilen aletin sesi.
Şimdi uyku vaktim geldi. Bir sonraki mektupta görüşürüz.
Sevgiler,
Tal
Not: Bu dünyada en sevmediğim şey halen GAZ denilen illettt...annem ve babam bana yardımcı olmaya çalılşıyorlar gazlar bize geçsin diyorlar ama olmuyor. Bir de ıkın hadi çıkar diyorlar. Sahi ne demek IKINmak??

2 yorum:

Raquel dedi ki...

hahaha :)) Talikooooo çok alemsin yakışıklım yaa!!
sen hep yaz olur mu??
cok seviyorum ben senin kafandakileri okumayıı...
iyiki geldin Dünya'mıza!
daha çoook şeyler yaşıycaz birlikte...

Esra Yazıcıoğlu dedi ki...

Emremin de en sevdigi oyuncak zürafaydı :) ismi de Züfoş du :=) Bu mektuplar çok güzel 4 gözle devamını bekliyorum sevgili Tal. Birazcık büyüdüğünde umarım yiğenimle tanışma şansın olur onun minicik kalbinde bir çok arkadaşa ve kardeşe yer var.

Yorum Gönder