25 Kasım 2010 Perşembe

Bebekli yaşamdan enstantaneler 1

*Zaman: Bayramın 3. günü
Yer: Bir balıkçıda açık hava
Kuzucuk kıpırdanıyor, annesi korkuyor yeni bir kriz gelir mi?

S: Keşke bebeklerin bir günde sadece 3 kere kullanabileceğin bir düğmesi olsa. Kriz anında, ona bassan kuzucuk rahatlasa, uyusa.
V: Elektrik süpürgesi varya...
S: Doğru!!

Şimdi bu nasıl bir espiri anlamadık diyebilirsiniz. Bu espirinin ardındaki hikayeyi anlatayım.

Kuzucuğun krizi olan bir günde, evde işler devam ediyordu haliyle. Birden elektrik süpürgesinin yüksek sesi çıktı. Kuzucuk ağlamaktan mor hale gelmişken bir de baktık ki sustu ve sesi dikkatle dinlemeye başladı. Sonra da birden uyudu. Bizim kuzu için fön de işe yarıyor. Çok kriz olunca bu iki sesi kullanıyoruz. Annelik yapmayacağım dediğin şeyleri gün gelince yapmaktan ibaret sanırım...

Not: 1) D&Rdaki kolik cdsini de hep görürdüm almamıştım. Aldım denedim. Tal inanılmaz bir hızla rahatladı, yatağında sessiz ve dikkatli bir biçimde sesleri dinlemeye başladı. Tavsiye ederim.

*İtiraf ediyorum. İlk banyoların birinde yanlışlıkla Tal'in sırtını yıkarken yüzü suya girdi biz farketmeden. Neyse ki bir şey olmadı. Ama bizler acemi anne-baba olarak çok sıkıntılandık. Hatta uzunca bir süre kuzucuğun nefesini takip ettik.

9 Kasım 2010 Salı

Tal'den yeni mesajınız var


Sevgili Dünya,
Bu yazdığım 2. mektup. Artık bir ayı geçti bu dünyada olalı. Hergün bir macera, her gün bir yenilik. Öğrenecek o kadar çok şey var ki. Annem ve babam beni sürekli yeni kişilerle tanıştırıyorlar. Onlar için önemli olan kişilermiş. Hayatlarında çok insan varmış. Tamam itiraf ediyorum, hepsinin ismini bilmesem de kucaklarına almaları ve benimle oynamaları hoşuma gidiyor. Yeni oyunlar, yeni yerler, yeni yüzler... Öğrenecek çok şey var.
Bu aralar karnım doyduğunda ve gazım çıktığında hafif bir tebessüm atmaya başladım. Hatta ufak ufak sesler çıkarıyorum. Şu yetişkin denen insan türü çok komik; anında beni taklit ediyorlar. Hatta üstüne bir de ne dediğime dair yorumlarda bulunuyorlar. Neyse ben de o şekilde eğleniyorum onlarla. Annemin baya geniş bir şarkı repertuarı var. Babam ise en sevdiğim aktiviteyi yaptırıyor bana akşamları. Çok rahatlıyorum. Buna banyo diyorlar, ben ise kendimi anne karnında hissettiğim için rahatlıyorum ama banyodan çıkmak en büyük acılarımdan biri. Üşüyorum çünkü. Bir de bazen çok k*k* yapıyorum ohh rahatlıyorum. Annem hemen alıyor lavabo dene yere yine su doldurup beni içine sokuyor. Bir ona bakıyorum bir aynaya çok zevkli. Pazar sabahlarını çok seviyorum. Babam işe gitmiyor. saat 7 de anne ve babamın yatağında keyif yapıyoruz, hem de 10'a kadar :) Onlar da mutlu oluyor ben yanlarında olunca.
Artık annemler daha çok dışarı çıkıyorlar. O zamanlar bana büyükannemler ve dedemler bakıyor. Bir de tabii Dilara ablam.
Teyzemin bir arkadaşı geldi geçenlerde o kadar beğendim ki ona gülücükler attım. Bunlar refleks gülücükleri diyorlar ama kız tam benim tipimdi :) Halacım da beni çok şımartıyor. Nereden buluyor o güzel hediyeleri bilmiyorum. Anneanne ve dedem bu ara yine bizdeler. Çok güzel oyunlar yapıyorlar. babam yine gitti. :( ama perşembeye dönecek ben ve annem onu hemen özlüyoruz. Babaannem ve dedem ise bana süper güzel ciciler almışlar. Onlar da verirken çok heyecanlandılar, ben de bakarken heyecanlandım.
Ocak ayı dedikleri bir zamanda tatile gidiyormuşuz, dağ denilen bol karlı bir yere bakalım. Annem karları çok seveceğimi söyledi.
Bu arada annemin aldığı zürafa en sevdiğim oyuncağım. Ona hep bakıyorum, hatta annem kucağıma koyunca kol bile atıyorum. İlk oyuncağım Bay Zürafa seni çok seviyorum. Sesini duyunca hemen sana bakıyorum.
Geçen gün hem iki arkadaşım (Mila ve İris) beni ziyarete geldiler, hem de kuzen Aksel. Henüz hepsinin yanında virgül gibi küçük kalıyorum. Ama güzel emerek size yetişmeye çalışacağım. Şu anlık onlara bakıp ne yaptıklarını anlamaya çalışıyorum.
Bu arada anne ve babamın büyükanne ve dedeleriyle de tanıştım. Üçü de çok şekerler hep bana bakıp güzel şeyler söylüyorlar. Gözlerinin içi gülüyor bana baktıklarında. sanırım sadece bu dünyada olmam bile onları mutlu ediyor. Ağlasam bile onlar gülümsüyorlar. Bu arada ağlamak demişken ben akşamüstlerini hiç hiç sevmiyorum karanlık baıyor, gün bitiyor. Sevmediğim için de başlıyorum ağlamaya. Neyse her hafta değişik bir yöntem buluyorlar beni rahatlatacak. Bu ara en sevdiğim şeyler; annemin bana geleceğimi anlatması, ve fön denilen aletin sesi.
Şimdi uyku vaktim geldi. Bir sonraki mektupta görüşürüz.
Sevgiler,
Tal
Not: Bu dünyada en sevmediğim şey halen GAZ denilen illettt...annem ve babam bana yardımcı olmaya çalılşıyorlar gazlar bize geçsin diyorlar ama olmuyor. Bir de ıkın hadi çıkar diyorlar. Sahi ne demek IKINmak??

1 Kasım 2010 Pazartesi

Mim Furyası 2: İlk 5 Mimi

Sevgili arkadaşım Sadece Anne beni mimlemiş :)
En çok okunan ilk 5 yazımla ilgili. uzun süreden beri google analytics'e kayıt olduğum için oradaki verilere bakmam yetti. daha çok okunan 5 yazımı bulmak için. Bu arada blog yazarlarına şiddetle tavsiye ederim google analyticsi. (Tabii benim gibi obssesifseniz :) Her neyse yazıların çoğu sn dönemde yazdığım yazılar. Sadece bir tanesi eski yazılarımdan biri. Kendimden bir an için utandım çünkü o eski yaznın ne olduğunu yazıyı hatırlamıyordum. Girdim okudum, güzel bir yazı olmuş- iyi ki ilk 5 e girmiş de ben de bir kez daha okumuş oldum yazıyı.
1) En çok okunan yazım: Tal'in İlk Mektubu :) (aferin oğluma- boynuz kualğı geçiyor) ben de yazarken çok keyif aldım. heralde ondan ve tabii bir bebeğin ağzından yazılmış olmasından en çok okunan yazı olmuş :)
2)İkinci rağbet gören yazım ise kendi hakkımda yaptığım bir itiraf ile ilgili. Aslında son yazım. Değişime Direnç Gösteren Kız. Bunun da çok okunmasının nedenlerinden bir kendim hakkımda dürüst bir açıklama olması diye düşünüyorum.
3)Wan-Na Faciası da 3. en çok okunan yazım. Belki de popüler bir yer hakkında olduğu için çok okunmuştur. En azından baya bir kişiye ulaşmış olduğuna seviniyorum :)
4)Ve sıra geldi 4 numaraya. 4 numara hatırlamadığım önceden yazdığım yazı. İçten bir yazı olmuş. Benim için önemli olan kelimeleri anlatmışım kısaca, okudum ve farkettim ki hislerim halen aynı. Karşınızda Kelimelerin Gücü yazım.
5) Ve en çok okunan 5. yazım Bundan 4 Hafta Sonra başlıklı yazım. O da bir duygu seli sonucu doğan bir yazı. En çok okunanlardan olmasına şaşmadım açıkçası
Sonuç: Sanırım içten gelen, kısa ve öz yazılar en çok hit alanlar.
Bu nedenle içinden geldiği gibi yazmaya, çağrışımları dinlemeye devam :)
Sevgiler