23 Kasım 2009 Pazartesi

Yaşasın Tatil... Hayata bir es vermek


Hayatta en çok sevdiğim şeylerden bir tanesi tatil. Benim kafamda tatil; yeni yerler görmek , yeni insanlar ile tanışmak- belki de yeni bir kültür hakkında öğrenmek, yeni yemekler tatmak ve sadece gezmek tozmak- içinde bulunduğum anı düşünmek. Hayata bir es vermek. Romantik yemekler, sevgiliyle yeni bir yerde yeni anılar oluşturmak, mutluluk ile hareket etmek. Kısaca anlamışsınızdır ben yeni yerlere gitmeyi çok seviyorum. Ruhum dinleniyor.

Neden bu yazıyı yazdım çünkü bayram geliyor ve çok uzun zamandır Vedat'ı götürmek istediğim bir yere gidiyoruz; Kapadokya :)Peri bacalarının mistik havasını soluyacağız. Ben daha önce gezdim gördüm ama çok gençtim. Eminim ki bir başka güzel gelecek bana bu sefer Kapadokya...


Tatil anılarımı burada paylaşmayı düşünüyorum. hatta özellikle tatil fotoğrafları için bolca hazırlık yapıyorum-okuma yapıyorum, denemeler yapıyorum.

Umarım hepiniz gönlünüze göre güzel bir tatil geçiririsiniz!!

Resim http://www.melegim.net/tatil/images/nevsehir.jpg adli siteden alinmistir.

16 Kasım 2009 Pazartesi

hayatımdaki yeni kişilere sıcacık bir merhaba

Ben yenilikleri seven bir insanım sanırım. Hatta baktığımda, bloğumda öyle ya da böyle bu konudan çok sık bahsettiğimi görebiliyorum. Değişiklikler, rutin olmayanlar, spontanlık hoşuna giden şeyler ama ilk defa hayatımda yeni bir dönem başlıyorsa yaşadığım his öncelikle panik. panik olunca gece uykuların yerini düşünceler alıyor. bir süre sonra alışabiliyorum bu yeni dönemlere. Son zamanlarda bu tip yenilikler sırasında yaşadığım panik halinin azaldığını, uykumun yerine geçen düşüncelere bir sınır çekebildiğimi anladim. (yani bu güç bende var)


Geçen hafta farkettiğim yeni bir şey, hayatıma giren insanların bana yeni hoşluklar kattığı oldu. Hayatımızda yeni biri olunca yeniliklere daha kolay ulaşabiliyoruz. O nedenle hayatıma yeni giren insanlara sıcacık bir merhaba deyip, hayatıma kabul etmeye özen gösteriyorum. Onlar da bu özenimi anlayıp, ona göre davranıyorlar.

Hayat bu sıralar karşıma çok ilginç insanlar çıkarıyor. Bu insanlarla tanıştıkça yüzümdeki tebessüm artıyor. Ben de hoş bir his bırakıyor. Onlarla biraz sohbet edip tanıştıkça, anlıyorum ki farklı yerlerde karşılaştığım bu yeni kişilerle tanışmam çok da tesadüf değil...


En son dün çok tatlı, benden yaşça küçük biriyle tanıştım bir seminer sırasında. Neden onunla eşleştim grup çalışmasında bilmiyorum ama sohbet ederken farkettik ki yaşlarımız çok farklı da olsa hayatlarımız paralel ilerlemis. Sizce birbirimizi seçmemiz tesadüf olabilir mi? Hayatlarımız hakkında konuştukça, benim için 'keşke' olarak kalan şeyleri gerçekleştiren biriyle tanışmanın hazzını da yaşadığımı fark ettim.

11 Kasım 2009 Çarşamba

zitliklarin beraberligi -dusunulebilir mi?

Dun sevgili Eti bana bir tane dua okudu, bir Aborjin Duasi cok etkilendim, sizlerle paylasmak istedim... Ozu hayat felsefesi niteliginde... Yaziyi okumadan once baslik hakkinda biraz dusunun. Basta manyakca gelebilir ama duayi okuyunca anlayacaksiniz.

Seni ayakta tutmaya yetecek kadar
Guzelliklerle dolu bir yasam surmeni dilerim.

Aydinlik bir bakis acisina sahip olmana
Yetecek kadar gunes diliyorum.

Gunesi daha cok sevmene
Yetecek kadar yagmur diliyorum.

Ruhunu canli tutacak kadar
Mutluluk diliyorum.

Yasamdaki en kucuk zevklerin daha buyukmus gibi
Algilanmasina yetecek kadar aci diliyorum.

Isteklerini tatmin etmeye yetecek kadar
Kazanc diliyorum.

Sahip oldugun her seyi takdir etmene
Yetecek kadar kayip diliyorum.

Son "Elvada"yi atlatmana yetecek kadar
"Merhaba " diliyorum.

9 Kasım 2009 Pazartesi

itiraf ediyorum...

İtiraf ediyorum, ben evde iki erkekle yaşıyorum ve ikisini de çok seviyorum. hatta bazen ben yatakta uyurken yanımda yatma kavgası da veriyorlar. sonunda ikisiyle beraber yatıyorum. gece kalkıp ikisini de yatakta görmek çok mutlu ediyor beni (hem de ben tam ortada yatıyorum her zaman) :) çok mu bencilce??

henüz 3 kişilik bir çekirdek aileyiz biz... ben ve vedat bu ailenin temellerini 2006 da oluşturduk. daha önce de bahsettim bizimkisi nerdeyse çocukluk aşkı. babamlar doğduğun gün vedat diye ağlıyordun derlerdi. bilmem ki ben kendimi bildim bileli vedat vardı :) seviyorum bu adamı hem de çok. umarım hep böyle kalırız... (küçücük fıçıcık içi dolu gerçek aşk şeklinde) iyi bir takımız, kocaman aşkız, deli ve doluyuz... hep güzel tamlamalar geliyor aklıma vedat ile kendimi düşündüğümde.

2007 de gelen ufaklık ise rasta. ben 4 ayaklı bir yaratığı bu kadar çok seveceğimi asla düşünemezdim. minik pembe burnu, pembe patileri, tüm elbiselerimin üstüne yapışan uzun sarı tüyleri, zaman zaman hoyrat tavırları, bazen yaptığı şapşallıklar, oyun oynarken gözbebeklerini büyümesi, etraftaki kuş ve böcekleri takip etmesi... bir çok anımız oluşuyor umarım daha da yüzlercesi olacak. onu ilk aldığımda korkuyordum sever miyim, bakabilir miyim? diye ama şimdi düşünüyorum da böyle sorularaa hiç mi hiç gerek yokmuş.

4 Kasım 2009 Çarşamba

30 a 2 kala -edited



ben-cu nun yazilarini hep takip ederim... en begendigim yazisi bugunku oldu. ben de ondan esinlenerek 30 yasima yaklasirken hayatimi tahlil edicem dedim... yani bu yazi ben-cu'ya itafen yazildi.
yazicam dedim demesine ama baktim ki bu isin icinden cikmak zor... Hayatımı 10 yillik 3 bolume bolmek, her 10 sene hakkinda yazmak kolay olur diye dusunmustum ama agir geldi dusunmek, tartmak...

0-10
tabii bu donem, hayatimda en az hatirladigim donem... 7 yasa kadar ailenin en kucugu, herkesin kuzusu olarak buyudum. dolayisiyla simariklik hayatimin bu donemini ozetleyebilir. bunun yaninda kaygi benim hayatımın her doneminde var. ilkokul 4. sinifta 5. sinif sinavlari nedeniyle gastrit baslangici teshisi heralde ozetliyor o donemi. kaygilarim vardi ama yine de resimlere goz gezdirdigimde mutlu bir cocuklugum olmuş. basit ve mutlu. dışarıdan baktığımda, ilgi goren minik hatta asiri zayif bir kiz cocugu, bu arada cokca kirilgan ve alingan. haaa bir de unutmadan hafif bir erkeksilik de var tabii...

10-20
hayatin ilk doneminden beri kayiplari yasamis bir aileyiz. ama ilk bilincli kayiplarimin oldugu bu donem icimdeki minik ve kirilgan kiz cocugunu olgunlastirdi. bu donemin ilk 5 yilinda kiz erkek iliskilerinde cekingen, ufak tefek gozukup kimsenin ilgisini cekmeyen kizdim. ikinci 5 yilda birden farkedilmeye basladim :) hayatima ozel kisiler girdikce kendimi daha bir kiz gibi hissettim... yirtik olmaya basladim... konusmak hayatımda önemli bir yer kaplıyordu. belki ilk 5 yil cekemedigimden, sonrasında olabildigince ilgi cekmek istedim. bu donemden itibaren yanimda sevgilim hep vardi halen de var :)) (thanks God) cocukluk askimiz, hayatimizin askina dondu... Bu dönemde baktığımda yine kaygilarima devam ettim... herkes beni sevsin kaygisi, basarili olayim kaygisi, meslegimi ogreneyim kaygisi... Özetle; aşık bir kaygi kumkumasiymisim...

20-30 a 2 kala
en zoru bu olsa gerek. her sene ayri bir ben gibi gecti... kariyer yaptim, kendi ailemi kurdum, ilerledim, kendimi kesfettim... ama kaygilarimi arkada bırakmadım. sanirim onlarsiz bir hayatım olmayacak... ama gecen senden beri, terapi, eğitim ve süpervizyonlar sayesinde kaygilarimi kontrol etmeyi ogrendim. kaynagina indim... genel durum; cok mutluyum :) hayatımda bir çok güzel dostluk ve değer var. Puzzle'ın bir kısmı yerine oturdu. (Kenarları tamamladım yani -çerçevesi hazır, şimdi ortayı hazırlamak lazım) Bu dönemde, dostlarima deger veren ama herkesin beni sevmesi için extra çaba harcamayan biriyim. kimisinin deyimiyle biraz daha kotu oldum ama olsunnn boylee daha mutluyum....