31 Ekim 2009 Cumartesi

her sayfa yeni bir ben






cokca kitap okuyan biriyim. her aksam okumadan uyumam. en sevdigim seylerden biridir yataga uzanip gunun yorgunlugunda kitaba gomulmek.
cok cesitli kitaplar okumayi severim. her kitap beni baska bir yere goturur... hatta zaman zaman kendi hayatimin bir bolumune geri gonderir. eglenirim okurken, hayal kurarim... sanki yeni kisilerle tanisir gibi her kitaba basladigimda icimde bir heyecan olur... icim pir pir eder.
merak ediyorum sizler ne okuyorsunuz bu ara? siz de yazin paylasalim. birbirimize katkimiz olsun. en sevdiginiz kitap nedir?
ben ask in etkisinden yeni ciktim simdi paulo coelho'nun kazanan yalnizdir adli kitabini okuyorum. tavsiye ederim...
beni etkileyen kitaplarin bir kismi; (su an aklima gelenler)
ask
iki yesil su samuru (ceren e tesekkurler)
Kucuk Prens
Mutluluk
Felsefenin tesellisi
p.s. bu arada hep bir okuma kulubune katilmanin nasil bir sey oldugunu merak ederim, var mi bunu tecrube eden?


blog isi...




blog yazmaya baslayacagim zaman, bu ise bu kadar saracagimdan emin degildim. ama yazi yazdikca insanin yazasi geliyor. dusuncelerimi bir yerde toplamak bana iyi geliyor. genellikle norah jones dinlerken yazmak hosuma gidiyor. baskalarinin yazilarimi okudugunu dusunmek, yapilan yorumlari okumak, her yorum ile bir kez daha dusuncelerin uzerinden gecmek... gercekten keyif veriyor bana...
bir baska keyif veren ise baskalarinin bloglarini okumak... gun gectikce (ve ben blog isine alistikca) bakiyorum da herkesin bir blogu varmis. ve zaman zaman yuzyuze fazla bir muhabbetimiz olmayan kisilerin, ne kadar da guzel yazdiklarini goruyorum. meger ne de cok ortak yon varmis diyorum. hosuma gidiyor baskalarinin hayatinin bir kesitini okumayi, onlarin dusuncelerini gormeyi.

bloglar ile beraber resmen hayatimizin bir kesimine dahil etmis oluyoruz insanlari.

p.s. iyi ki var bloglar diyorum, belki boylece ileride ki buyuk hayalimi gerceklestirebilirim... acemiligimi bu blog ile atlatabilirim :)

28 Ekim 2009 Çarşamba

çıkın kabınızdan

Gecikmiş bir çarşamba sohbeti olacak bu. Çok çok yoğun bir günün ardından ancak bilgisayar başına oturabiliyorum... (Eskiden bu saatte oturup yazı yazacağım hiç aklıma gelmezdi) Her neyse konuya dalalım.

Ara ara farkediyorum ki hep aynı şeyleri yapıyoruz. (Şimdi vedat hayydaa yine başladı diyecek:)) Ama öyle gerçekten. Haftasonları alışveriş yapmasak bile alışveriş merkezlerine tıkılıyoruz. Cumartesi akşamları genelde bir yemek sonrasında ev, pazar akşamları ise sinema. Hafta ortası akşamları ev (eğitimlere gitmediğim akşamlar). Bazen farklı programlar yapan insanları duyup imreniyorum. Ben de değişik şeyler yapacağım, ayarlayacağım, organize edeceğim diyorum ama ertesi hafta yine aynı programlara devam ediyorum. Kolayıma geliyor maalesef.
Biliyorum ki istanbul gibi koooocamaannn bir şehirde yapılacak farklı programlar bir tonn. Peki ya neden üşeniyorum??? Nasıl kırılırr bu döngüüü??

Alternatif program yapmak isteyen kaleye mum diksin? mum dikerken fikir de paylaşsın... Belki de birbirimizin çığlıklarından ilham alıp şu kısırdögüyü yıkar, 50 sene sonra torunlarımıza çılgın maceralarımızı anlatırızzzz...

21 Ekim 2009 Çarşamba

carsamba sohbetleri - 1

Her carsamba nisantasinda oluyorum... aksamustleri. Kendime ayirabildigim 1-2 saatim oluyor. Sonrasinda aile terapisi egitimine katiliyorum. Egitimdeki konular zor, zaman zaman insana kendi iliskisini sorgulatiyor. O nedenle de oncesinde aldigim bu mola bana iyi geliyor.

Bu bos vakitte de bir cafe de oturup yazilarim uzerine calisiyorum. Uzerine calistigim yazilarin cogu mesleki yazilar oluyor ama bloguma da carsamba sohbetleri basligiyla yazabilirim diye dusundum- tabii molalarimi ne kadar devam ettirebilirsem :) Bu arada ben konusmadan duramayanlardanim, bu yazilarin basliginin carsamba sohbetleri olmasinin elbette bir nedeni var...

Bugun yine trafikteyken (bkz. hesapladim 1 ayda 10 gun trafikteyim baslikli yazim:)) degisimlerin aslinda insani ne kadar yeniledigini dusundum. Degisimi yapana kadar kimi zaman belki zorlaniyoruz ama bir yonuyle de bize iyi geliyor. Enerjimizi arttiriyor. Genellikle canim sikildiginda saclarimi degistiririm. Gelen tepkiler beni eglendirir, kendimi farkli hissederim.

Aile terapisi egitiminde de aslinda uzun sure beraberlik yasayan ciftlerin, evlerindeki cercevelerindeki resimleri ara sira degistirmeleri gerektiginden bahsetmistik gecen sene. Zaman gibi insanlar da degisken. Ciftler eski resimlerinden farkli oluyorlar bir sure sonra, farkli yasanmisliklar etkiliyor onlari.
O nedenle bir sonraki yapacagim degisikligi buldum; evde cokca olan dugun resimlerinin bir kismininin yerini yeni resimlerin alma vaktii gelmistirrr...

14 Ekim 2009 Çarşamba

hayat döngüsü



hayatımı takip eden sevgili dostlarım heralde bu yazının ne ile ilgili olduğunu başlığına bakarak tahmin edeceklerdir. ama tahmin edilmeyecek bir şey benim artık ölümden korkmamam ve farklı bir bakış açıcı ile bu duruma yaklaşmam. bu şekle gelmemde iki büyük etkenden biri terapi diğeri ise bir dost...
ölüm, kayıp, yas hayatın acı ve kaçınılmaz bir yönü. Dostumdan öğrendim ki ruh ile bedeni ayrı tutuğunuzda yani vücudu sadece bir makina olarak algıladığınızda işler daha kolay hale geliyor. yani ruh vücudun bir misafiri. makinanın pili bittiğinde ruh yine de baki kalıyor. (başta bu inandırıcı gelmeyebilir ama bu şekilde bile düşünmek bir oh dememizi sağlıyor). dostumdan öğrendiğim ve terapide de çalıştığım ve yine beni rahatlatan bir başak düşünce bardağı dolu tarafından görmek... ben eskiden bir tanıdığımı kaybettiğimde isyan ederdim. onunla bir daha konuşamaycak olmak beni zorlardı. ama artık o insanı tanıdığım için şükretmeyi öğrendim. beni tanıdığı, bana kattıkları, ve paylaştıkları için...
terapide konuştuğumuz ve ölüm anksiyetesinin önünü kesen bi başka konu ise keşkelerle yaşamamak... (henüz uygulamaya çalışıyorum- bir miktar ilerledim ama daha yolum var) keşke-siz hayat... istediğini söylemek, istediğini yapmak, hayatın ve anın keyfini çıkarmak.

kaybettiğim (ama aslında yanımda olan) tüm değerli insanlara itafen...
(Yazının resmi http://img112.imageshack.us/i/eternalflamebyjustjuicenf9.jpg/#q=sonsuzluk internet sitesinden alınmıştır.)

7 Ekim 2009 Çarşamba

Corap Savaslari (Episode 1)

Savas denilince akliniza guzel bir sey gelir mi? bana geliyor su savasi, yastik savasi... Ikisi de cok keyifli ve eglencelidir. Biz gecen aksam Vedat ile yeni bir tur gelistirdik corap savaslari... hatta rasta da katilinca daha bir komik hal aldi savasimiz... sole oluyor katlanmis cekmeceye yerlestirilmemis coraplari basta birbirinizi kizdirmak icin daha sonra oyunun heyecanina kapilarak yatagin bir ucundan digerine firlatiyorsunuz... sonra da digerinin attigindan kacmaya calisiyorsunuz. cok keyifli gelecegin sporu biri olabilir... rasta da havada ucusan coraplarin pesinden kosuyor... hatta biz hizimizi alamadik cekmecede duran masum coraplarimizi da isin icine kattik.
neyse tabii yazinin amaci oyunumuzu anlatmak degil... guzel vakit gecirdik. mutlu oldum bu farkli paylasimdan. bize ozel oldu. suzi vedatin oyunu oldu. hic unutmak istemedim buraya yazdim... var midir acaba her ciftin oyunu?

2 Ekim 2009 Cuma

Tuz ve Tekila (Dikkat alintidir!!)

bana gelen bir maili hicbir zaman unutmayayim diye bloguma ekliyorum... kim yazdiysa insanlari nasil mutlu edecegini biliyor...

Farkında olmayabilirsin ama %100 doğru:
1. Bu dünyada uğrunda ölebileceğin en az iki kişi vardır.
2. En azından 15 kişi öyle ya da böyle seni seviyordur.
3. Herhangi birinin senden nefret edebilmesinin tek sebebei, aslında sadece senin gibi olmak istemesidir.
4. Senden gelecek bir gülümseme bazılarına mutluluk getirebilir, o senden hoşlanmasa bile.
5. Her gece, BİRİSİ uykuya dalmadan önce seni düşünüyor.
6. Birisi için dünyalara bedelsin.
7. Çok özel ve teksin.
8. Varlığını bile bilmediğin biri seni seviyor.
9. Hayatındaki en büyük hatayı yaptığın zamanda bile, ondan hayırlı birşey çıkar.
10. Ne zaman dünya sana sırtını dönmüş gibi hissedersen, dön ve bir daha bak.
11. Her zaman aldığın iltifatları hatırla. Kaba sözlerin hepsini unut.
12. Ve hep hatırla.... Hayat sana ekşi limonlar sunarsa, sen de tekila ve tuz iste ve beni çağır !! (beni mutlaka cagiiiirrrr :))